MEMUR ZAMMINI HAKEM HEYETİ BELİRLEYECEK!
2. PDR SEMPOZYUMU - ÜCRETSİZ
ÖĞRETMENE 39, HİZMETLİYE 45 TL
MEB'DEN ÖĞRETMENLERE BÜYÜK DENETİM!
Modern çağda ilkeller ve şarlatanlar
Condorce, ‘‘Filozofların aydınlatmadığı toplumu, şarlatanlar aldatır’’ demiş.
Çağ nekadar ileriyi gösterirse göstersin, bilim nekadar ileriyi aydınlatırsa aydınlatsın, hala kendisini ilkel ve karanlık düşüncelerle besleyen ve insanları da bu karanlık düşüncelerle yönlendirmeye çalışan “şarlatan”lar olduğunu ifade etmek isterim. Bu konuyu irdelemekten kastım, bu şahısların ilkellikleriyle ve şarlatanlıklarıyla toplumsal boyutta bir tesir oluşturmasıdır. Aksi halde her insan kendi özel hayatında istediği anlayışı sergileyebilir.
Aslında sosyolojik, sosyal psikolojik ve psikolojik bir vakıa olarak irdelenmesi gereken ve bu Ülke insanına enerji kaybettiren, dünyada da değişik boyutlarda ve ilgi görerek devam eden, karşımıza bezen “medyum” bazen “astrolog” gibi ünvanlarla çıkan şarlatanlardan bahsediyorum elbette.
Hiçbir bilimsel veriye dayanmayan ve tamamen genele matuf, yuvarlama bilgilerle insanların düşüncelerini devşirmeye çalışan bu lafbazanların en büyük ortak özelliği, ispatı mümkün olmayan konularda fikir beyan ediyor olmalarıdır. Bilinen tarihi seyirde de bu tutum hiç değişmedi.
Bilimsel bir bilgi ancak üniversiteler tarafından akredite edilebilir. Fakat ben “Astroloji” denilen şeyin okutulduğu bir “kürsü” bilmiyorum. Varsa, biri bana öğretirse sevinirim, cehaletimi gidereyim hiç olmazsa. Kendisini temellendirmeye çalışan bu bilgi türü, bazen “astronomiyi” bazende “dini bilgiyi” kendisine kalkan yapmaya çalışmıştır. Laf kalabalığı oluşturmayı iyi başaran bazı insanlar, kendilerini dahi ikna etmekten acizken insanları iknaya kalkışıyorlar. Ne yazıkki bu insanları kendilerine rehber edinen çok sayıda insan da mevcut. Hatta en mütedeyyin insanların dahi diline dolaşan “Fala inanma falsız da kalma.” sözü dahi bazen, masumluğunu yitirip bir anda şarlatanların işini meşrulaştıran bir kanaate dönüşüyor.
Sabah medyumunu arayıp “Bugün yıldızlar benim için neyi gösteriyor.” diyerek güne başlayan sanatçılar, iş adamları ve dahası, hiçte az değil. Zannediyorum ki bahsettiğim anlayıştaki insanların kendilerine, ekonomik yaşam düzeyi çok yüksek bölgeleri hareket alanı olarak seçmesi de tesadüf değil. Bunun da mutlaka sosyal sebepleriyle izahi mümkündür. Hadise aslında, “inanma ihtiyacı” boşluğa düşmüş ve değerlerinden sapmış bazı insanların, gelişen ekonumileriyle telafi edemediklerini, bu zevatın hezeyanlarıyla telafisinden başkası değildir.
Özellikle ortadoğu inançlarının felsefesini güden, adına da meditasyon vs. denilen bazı yaklaşımların da yine özellikle a-plus yaşam bölgelerini seçmesi tesadüf değildir. Bir topluma nüfuz etmenin yollarından bire de o toplumun, özenilecek insanlarını tesir altına alarak “bakın falanca sanatçı böyle yapıyor sizde yapın” demektir. Kalkıp fakir bölgelerden bu anlayışı yayacak halleri yok herhalde; değil mi?
Bilimin ve de ilahiyat ilminin bu denli geliştiği bir dünyada, nasıl olurda insanları belirli burç katagorilerine sıkıştırabilirsiniz. Astronomik olayların dünya üzerinde tesirleri olabilir. Bunu, bilimsel alanda izaha çalışanlarda tabi. Benim sorguladığım nokta, bu ülkede bu çalışmaları büyücü ve falcı anlayışıyla yapan bir sürü zevatın varlığıdır; üstelik hangi eğitimleriyle bu işi yapıyorlar?
İnsanlarımızı “animist” duygularla ilkelleştirmeye çalışan şarlatanlar, aslında kendilerinin ne olduğunu iyi biliyorlar. Çünkü en aldatamadıkları “kişilik” kendi kişilikleridir. Fakat bunu itiraf edemezler. “Nasıl bu işe başladınız?” Sorusunun cevabı genellikle şöyle oluyor. “Evde otururken bir anda kendimde bir değişim farkettim, bazı enerjilerim olduğunu anladım ve dedim ki bunu insanların faydasına kullanayım.” Başka ne diye bilirlerki. İnsanları, onların anlayamayacağı (üzülmeyin aslında onlarda anlayamıyorlar) gizemli, sırlı ve gerçek üstü konularla yölendirenlerin başka hangi “bilimsel” ya da “dini” temeli olabilir ki.
Bir başka sömürü alnı da “bireysel gelişim ve koçluk” alanıdır. Necisin? “Bireysel gelişimci” Hangi okulu okudun? “E… Hayat Okulu okudum yetmez mi?” Demekten öteye gidemeyen bir sürü zevatta bu konuda birşeyler söylüyor. Çok rastladım böylelerine… İşini doru ve bilimsel yapanlar müstesna tabi…
Bakın, bu tip insanların seçtiği yol hep aynı, sınırları belli olmayan, bol laf üfürülebilecek konular. Ördükleri ağın dışına asla çıkamazlar, çünkü bilimsel ve ispatı mümkün konularda kimseyi etkileyemezler; foyaları meydana çıkar. “Sana bu ünvanı kim verdi?” Dediğinizde. “Kimsenin vermesine gerek yok ben aldım, yetmezmi?” diyerek aslında acizliklerini de haykıran bu insanların, bazen koskoca TV kanallarında sırf reyting uğruna yer bulduğunu da üzülerek bilmek lazım.
Bu şarlatanların yolunu kesecek olan en önemli şey inandıklarından çok daha emin ve bilgi düzeyi çok yüksek bir toplum anlayışıdır. Bir de bu kişileri toplumla buluşturan iletişim organlarının titiz seçimleri ve eleme kriterleridir. Aklın ve zekânın tahammül gösteremediği bu zevatı, yine akıl ve zekâ ile aşmak gerekir.
Her türlü karanlığı aydınlanmış bir toplum ümidiyle…
İsmail Öz - Haber 7
sosyologioz@hotmail.com
Hem Profesyonel Koç Hem De Aktivist Olunur Mu?
Sınırlayıcı İnançlardan Kurtulmak
Kardeşlik olan yerde şefkat ve merhamet vardır
Şöhreti hayatımın direksiyonuna oturtmam
Steve Jobs'ın 10 liderlik sırrı
Şöhret sizi büyütmesin!
Güneydoğu'nun tek kadın kaymakamı kız öğrencilere...
Garsonluktan En Zengin İş Adamlığına...
| Takip et: @EgitimHaberim | Tweetle |
|
|
|
|
|
|
|
|
Eğitim Haberim Google+ (Google Plus) Sayfası Açıldı. |
|
|
|
Rehber Öğretmenlere Özel Google+ Sayfasına Katıl! |
|
|
Bu habere yorum yapan ilk siz olun!