İkinci dönem başlayalı bir haftayı geçiyor. Özellikle birinci sınıflar için birinci dönem çok yoğun geçer. Birinci sınıf öğrencileri daha önce bilmedikleri okuma-yazma çalışmaları ile karşılaşırlar. Oldukça zor ve yorucu bir çalışmadır bu. Hem öğrenciler için hem de anne babaları için. Bazı öğrenciler anaokulu döneminde okumayı öğrenmiş olabiliyorlar. Ancak yazmayı ancak ilkokul sıralarında öğrenirler. Çocuklar bitişik-eğik yazıyı da okuma ile birlikte birinci sınıfta öğrenirler.
Pek çok anne-baba, çocukları anaokulu döneminde okumayı bildikleri için yaşıtlarından önde olduğunu düşünürler. Aslında bir bakıma doğrudur bu. Ancak yazma bilmeyen çocuklar, özellikle bitişik-eğik yazı ile yazamayan çocuklar için birinci sınıf önemli bir geçiş dönemidir.
İlk dönemin sonlarında çoğu öğrenci okuma-yazmaya geçmiş olur. Bazı öğrenciler henüz zorlanarak okur. Bazıları vardır ki okuyamazlar. İkinci döneme geçilmiş olmasına rağmen ilk grup sesler dediğimiz “e,l,a,t” seslerini tanımakta zorlanan, bu seslerden oluşan kelimeleri birleştirip okuyamayan öğrenciler olabilir.
Bu öğrencilerin sınıf içindeki durumu oldukça güçlük oluşturmaktadır. Öğretmen diğer çocuklarla okuma ve yazma çalışmaları yaparken, bu çocuklar sırada bir şeyler yapıyormuş gibi görünürler ancak hiçbir şey yapmamaktadırlar. Öğretmen açısından düşünüldüğünde çok zor bir durumdur. Onlarla ilgilenmesi gerektiğini bilir, fakat onlara vakit ayırdığında diğer öğrencilerinin zamanından almış olacağını düşünür. Bu çocuklarla birebir, özel çalışma yapılması gerekmektedir.
Çocuk açısından durum daha da zordur aslında. Sınıfındaki bütün öğrenciler okuma ve yazma konusunda sıkıntı yaşamazken, bütün çalışmaları destekle veya desteksiz bir şekilde yürütürken o kendi sırasında hiçbir şey anlamayan gözlerle etrafa bakar. Sanki bir şeylerle ilgileniyormuş gibi yapar. Çocuk umursamıyormuş gibi davransa da, aslında psikolojik açıdan zarar görmektedir. “Herkes okuyabiliyorken ben niye okuyamıyorum? Ben neden onlar gibi yazamıyorum? Neden yapamıyorum?” soruları ile boğuşur durur. Kendine ola güveni sarsılır. Maalesef bu durum bütün eğitim-öğretim hayatı boyunca devam edebilir.
Anne-babalar açısından değerlendirdiğimizde de durum pek farklı değildir. Bu çocukların aileleri okulda yapılan toplantılara katılmak istemezler. Çünkü sınıfın diğer anne-babaları gibi duyacak hoş şeyleri yoktur. Çünkü onlar, diğer çocukların evde yaptıkları çalışmaların aynısını kendi çocukları ile yapamazlar. Çünkü onların çocukları diğer çocukların okuma hızının yarısına bile erişememiştir. Çünkü panolarda sergilenen okuma başarılarında onların çocuklarının seviyesi en aşağılardadır. Çok az anne-baba bu durumu olduğu gibi ve çok problem etmeden karşılayabilir.
Okuma, yazma ya da her ikisinin birlikte yaşandığı güçlükler her açıdan hem aileyi, hem çocuğu hem de öğretmeni zorlar. Öğrenme güçlüğü yaşayan bu çocukların erken tanılanması ve tedbirinin erken alınması çok önemlidir. Okul öncesi dönemde tespit edilen öğrenme güçlüğü, ilkokul dönemine geçmeden belli bir aşamaya getirilirse okuma ve yazmaya geçiş o kadar hızlı olacaktır. Çünkü öğrenme güçlüğü olan çocuklar bu süreci daha uzun sürede atlatırlar. Birinci sınıfa başladığında fark edilen güçlükle baş etmeye çalıştığımızda hızlı bir ilerleme bekleyemeyiz. Bazı aileler güçlüğü belirlenen ve bu konuda çalışma sürecine başlanan çocuklarında ilerleme göremediklerinden yakınırlar. Bilinmelidir ki bu süreç kısa bir süreç değildir. Zorlu, yorucu ve uzun bir süreçtir. Ailenin desteği, çabası çok önemlidir. Elbette bu çocuklarda okuma ve yazma öğrenecekler. Ama diğer arkadaşlarına göre daha uzun sürede. Okuma güçlüğü çeken bazı öğrenciler, birinci sınıfın sonunda hatta yaz tatiline sarkan bir sürede okumaya geçebilirler. Önemli olan sabırlı olmak ve çocuğa psikolojik destek vermektir.
Ne yapılmalı peki? Okul öncesi dönemde aile ve öğretmen tarafından fark edilen bir güçlük var ise hemen değerlendirilmeli. Mutlaka bir uzmanla görüşülmeli. Güçlüğün hangi alanda olduğu tespit edilmeli. Okul ve aile işbirliği ile okul öncesi dönemde tedbir alınmalı.
İlkokul birinci sınıfa başladığında okul ve sınıf öğretmeni bu konuda bilgilendirilmeli. Sınıf öğretmeninden destek alınmalı. Sınıf öğretmeni vakit bulduğu sürece bu öğrenci ile birebir ilgilenmeye çalışmalı. Bu öğrenciden beklentisini onun şartlarına göre belirlemeli. Ödevlerini onun ilerleme düzeyine göre düzenlemeli. Aile ile sıkı irtibat halinde olmalı. Ayrıca uzman yardımına devam edilmeli. Aile de beklentisini yüksek tutmamalı. Yavaş yavaş ve emin adımlarla ilerleme kaydedileceği unutulmamalı. Uzman kişinin önerilerine göre çocuğa uygun bir sitem belirlenip, aile-öğretmen-uzman kişi işbirliği içinde bir çalışma ile çocuğun eğitim-öğretim hayatına devam etmesi sağlanmalı.
Öğrenme güçlüğü olup da okuma-yazmaya geçememiş çocukların aile ve öğretmenlerine şunu söylemek istiyorum: Çocuğunuz-öğrenciniz okuma ve yazmayı öğrenecek. Ama ona biraz zaman verin. Acele etmeyin. Acele ettirmeyin. “Bu çocuktan hiçbir şey olmaz” demeyin. Mutlaka biliyorsunuzdur.
Pek çok ünlü ve başarılı kişi var ki öğrenme güçlüğü yaşamıştır. Ama bu günlere gelmişler ve bu başarıları elde etmişler. Kimler mi?
Agatha Christie (1890-1976) İngiliz polisiye oyun ve roman yazarı. Christie tüm zamanların en iyi polisiye roman yazarlarından biridir.
George Smith Patton, Jr. (1885-1945) 2.Dünya Savaşında Amerikalı general ve tank komutanı.
Sir Winston Churchill (1874-1965) İngiliz devlet adamı, asker ve yazar. 2.Dünya savaşı sırasındaki İngiliz Başbakanı. 1953 yılında Nobel edebiyat ödülünü almıştır.
Tom Cruise (1962-) Amerikalı aktör.
Hans Christian Anderson (1805-1875) Danimarkalı hikaye yazarı.
Leonardo da Vinci (1452-1519). İtalyan ressam, heykeltıraş, yazar, bilim adamı, mühendis, müzisyen ve mimar. Rönesans dahisi. Strephosymbolis (sembolleri doğru şekilde işleyememe güçlüğü yaşıyordu).
Auguste Rodin (1840-1917) Fransız heykeltıraş.
Albert Einstein (1879-1955) Alman-Amerikalı teorik Fizikçi.
Whoopi Goldberg (1949-) Afrika kökenli Amerikalı komedi aktristi. 1990 En iyi yardımcı kadın oyuncu Oscar’ı.
Charles Schwab (1938-) “multi-million dolar” adlı simsarlık şirketinin Amerikalı kurucusu. Şiddetli disleksi hastası olmasına rağmen Stanford ta iş eğitimi sertifikası aldı. Californiya‘da PERC adı altında içerisinde bir de kütüphanesi olan ve ailelere öğrenme güçlüğü konusunda danışmanlık yapan Ebeveyn Eğitim Araştırma Merkezi’ni kurdu.
Bruce Jenner (1949-) Amerikalı Olimpiyat Şampiyonu Dekatloncu.
Greg Louganis (1960-) Amerikalı Olimpiyat Şampiyonu Dalgıç. Küçük yaşlarında kekeliyordu ve astımı vardı. Okuma ve konuşma için özel sınıflarda eğitildi.
Woodrow Wilson (1856-1924) 28. Amerika Birleşik Devletleri Başkanı.
Can Dündar (1961-) Gazeteci, yazar. Yazdığı yazılar, kitaplar ve hazırladığı belgesellerle, konuşması ve ses tonu ile herklesin hayranlığını kazanmıştır.
Buraya en bilinen birkaç ismi aldık. Bilmem başka bir şey söylemeye gerek var mı?
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!