Okuma Bozukluğu (Disleksi)
Öğrenme güçlüğü genel olarak disleksi adı ile bilinir. Öğrenme güçlüğünün bütün türleri disleksi adı altında toplanmıştır. Ama disleksi asıl anlamı ile okuma bozukluğu demektir. Okuma bozukluğu, bireyin yaşına, eğitim seviyesine ve zeka düzeyine göre beklenenin altında bir okuma başarısı göstermesi olarak tanımlanır. Bireyin sahip olduğu bu bozukluk hem akademik anlamda hem de günlük yaşantısında bir takım sorunlara neden olur.
Disleksi okuma, yazma, heceleme etkinliklerinde kendini gösterir. Disleksi olan çocuklara bakıldığında genellikle zihinsel olarak yeterli oldukları halde, okullarda uygulanan okuma yazma programı uygulandığında okuma ve yazmada sorunlar yaşadıkları gözlenmiştir. Çocuklardaki okuma bozukluğu ilk olarak birinci sınıftayken okumaya geçiş sırasında tespit edilebilir. Okuma güçlüğü yaşayan çocuklar beklenen okuma düzeyine ulaşamazlar. Okuma yaparken atlamalar, eksik okuma, ekleme ve yanlış okuma gibi hatalar yaparlar. Okurken harflerin yerini değiştirirler. ‘ve’yi ‘ev’, ‘asıl’ı ‘sıla’ diye okuyabilirler. Sayıları okurken de yerlerini değiştirebilirler. Bu durum sağ-sol ayrımını tam yapamadıklarından kaynaklanır.
Okuma bozukluğu yaşayan çocukların okuma hızları beklenenin altında ve anlamaları da zayıftır. Okumaya geçiş döneminde okuma hızları alınan çocuklar arasında okuma bozukluğu yaşayan çocukların seviyesi en gerilerde olanlardır. Bu çocuklar aynı zamanda okuduklarını anlamada da problem yaşarlar. Okuma yaptıktan sonra okudukları parça ile ilgili sorulara doğru yanıtlar veremezler.
Yazma Bozukluğu (Disgrafi)
Bazı çocuklar sahip oldukları zeka düzeyine, eğitim seviyesine ve yaşına uygun olarak yazma becerisi gösteremezler. Yazılı ifade bozukluğu olarak adandırılan bu bozukluk nörolojik ya da duygusal bir probleme bağlı değil ise bir öğrenme bozukluğu olarak değerlendirilebilir. Yazılı ifade bozukluğu kişinin okul performansını ve yazılı dil ile ifade edilmesi gereken durumlarda günlük hayatı zorlaştırır.
Yazma bozukluğu tanısı daha ileri yaşlarda konulur. Çünkü yazma dil ve okumadan daha sonra öğrenilen bir beceridir. Yazma bozukluğu olan çocuklar noktalama işaretlerinde ve hecelemede hatalar yaparlar. El yazıları genelde kötüdür. Yazı düzeni bozuktur. Ters ayna yazı şekli görülür. Yazarken bazı harfleri karıştırırlar. Bir yazıyı kopya ederken zorlanırlar. Tahtada öğretmenin yazdığı yazıyı defterlerine geçirirken doğru geçiremezler. Bazen kitaptan bir yazı kopya etmesi istendiğinde doğru yazamazlar.
Matematik Bozukluğu (Diskalkuli)
Matematik bozukluğu dört gruba ayrılır: dil yetenekleri, algısal yetenek, matematik yetenekleri, dikkat yetenekleri. Dil yeteneklerinde problem yaşayan çocuklar matematik terimlerini anlamada, matematik problemlerini anlayıp işlem yapmada zorlanırlar. Algısal yetenek alanında problem yaşayanlar sembolleri tanıma ve anlamada, sayıları kümleştirmede sıkıntı yaşarlar. Matematik yeteneklerinde problemi olanlar ise dört işlemde (toplama, çıkarma, çarpma, bölme) ve işlemlerin sırasını izlemede sıkıntılar yaşarlar. Dikkat yeteneklerinde problemi olanlar rakamları doğru yazma, işlem sembollerini doğru kullanma gibi konularda zorluk yaşarlar.
Matematik bozukluğu olan çocuklar çarpım tablosunu zor öğrenirler ya da öğrenemezler. Çok basamaklı işlemlerde, matematiksel sembolleri sırası ile kullanmakta zorlanırlar. Zeka düzeylerine ve yaşlarına göre düşük seviyede matematik başarısı gösterirler. İşlem yaparken parmaklarını kullanırlar. Sayıları kıyaslamada zorlanırlar. Küçük-büyük, negatif-pozitif sayıları ayırt edemezler. Gün, hafta, ay ve mevsimler gibi kavramları anlamada zorlanırlar. Yer-yön bulmada başarılı değildirler. Zaman kavramları tem yerleşmemiştir. Alış veriş yaparken para üstü alıp verirken şaşırırlar. Sayıların geçtiği öğrenme faaliyetlerinde hafızaları zayıftır. Günlük hayatta yaşanan problemleri anlamada, bilgileri ve olayları sıralamada zorlanırlar.
Sözel Olmayan Öğrenme Güçlüğü
Tanımlaması güç ama son zamanlarda sık görülen bir bozukluktur. Sözel olmayan öğrenme güçlüğü yaşayan çocuk ve yetişkinlerde akademik ve sosyal-duygusal ifade alanında, insanlar arası ilişkilerde yetersizlik görülür. Sözel olmayan öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar dokunsal ve görsel algı, psikomotor koordinasyon, dokunsal ve görsel dikkat, sözel olmayan bellek, dil ve konuşmanın bazı alanlarında problem yaşarlar. Mesela mecaz ifadeleri, şakaları anlamada zorluk yaşarlar. Konuşurken ses tonlarını doğru ayarlayamayabilirler. Karşısındaki kişinin yüz ifadesini, bakışını, jest ve mimiklerini, beden dilini anlama ve yorumlamada problemler yaşarlar. Bu yüzden karşılıklı ilişkilerde başarılı olamayabilirler.
Sözel olmayan öğrenme güçlüğü yaşayan çocuklar, gelişmiş bir sözel bellek, kelime tanıma, okuma ve yazma becerilerine sahipken karmaşık ve yeni durumlara uyum sağlama, empati yapabilme, duygularını tanımlamada zorluk yaşarlar.
Okul çağındaki çocukların aileleri çocuklarını çok iyi gözlemlemeli. Öğretmenleri de öğrencilerinde gördükleri farklılıkları iyi değerlendirmeli. Öğrenme güçlüğünün kendine özgü belirtileri vardır. Bu belirtiler aile ya da öğretmenler tarafından hissedildiğinde gerekli tedbirler alınmalıdır.
Öğrenme güçlüğü bir felaket değildir. Gerekli tedbirler alındığında, güçlüğün yaşandığı alana göre stratejiler öğretildiğinde baş edilebilir bir problemdir. Önemli olan güçlüğün tespitinde geç kalınmaması ve alanında uzman kişiler tarafından baş etme yöntemlerinin öğretilmesidir.
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir, teşekkür ederiz.
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!