MEMUR 124 TL'İ GARANTİLEDİ!
ZAMMI HAKEM HEYETİ BELİRLEYECEK!
2. PDR SEMPOZYUMU - ÜCRETSİZ
ÖĞRETMENE 39, HİZMETLİYE 45 TL
Evet efendim, şimdiki gençler dayanıksız...
49 yıl önce bir kamu kurumu meslek lisesinden mezun oldum. Mezuniyet derecem ilk dörde girdiği için beni istediğim yere, yani İzmir’e atadılar. Ailemin maddi durumu iyi olmadığı için, babam, annem ve 3 kardeşimden oluşan 5 kişilik ailemin geçim yükünü üstlenmek durumunda kaldım. Onları da İzmir’e götürdüm. Ev kiraladım. Babam çalışmıyordu. En büyük evlat bendim ve 18 yaşında idim. Zorlu geçim ve yaşam mücadelem başladı.
Yaşıma göre maddi ve manevi yüküm fazla idi, ama şikayet hiç aklıma gelmedi...
Çalışmaya başlamamdan 9 ay sonra, 19 yaşında, daha çocuk denebilecek yaşta, işçi memur, yüz kişiden oluşan bir ekibin başına – teknik ve idari sorumlu - şef teknisyen olarak atandım. Lojman da verildi. Başlangıçta insan ilişkileri ve yönetiminden biraz zorlandım. Sıkıntıdan ve sinirden evde sessizce ağladım. Ama iş çevreme ve aileme belli etmedim, zaafiyet göstermedim.
Her yükü omuzladım, her problemi çözmeğe gayret ettim. Hiç şikayet etmedim...
O zamanlar yani 1964 lerde, lise diploması ile yüksek tahsil imkanı yoktu. Dışardan fark dersleri ve lise son sınıf bütün derslerinden sınava girerek, lise diploması aldım. Yüksek tahsil sınavlarına girerek kazandım. Fakat askerlik engeli sebebi ile kaydım yapılmadı. Milli Savunma Bakanlığı aleyhine Danıştay’da ( O zaman Bölge İdare Mahkemeleri yoktu ) avukat desteği olmadan dava açtım. Kazandım yüksek tahsil imkanını elde ettim. Hem tahsili, hem de sorumlu yöneticilik görevini sürdürdüm. Her gün saat:17.00 mesaim bitiyor, bir saat dinlenme sonrasında tahsil görevim başlıyordu. Aksatmadan dört yılda iyi derece ile yüksek tahsilimi tamamladım.
Zorlu bir yaşam mücadelesi oldu, ama hiç sızlanmak aklıma gelmedi...
O zamanlar memuriyet anlayışı bambaşka idi. Olağanüstü bir olayda, sağanak yağmur altında, 72 saat aralıksız uyumadan çalıştım. Problemi giderdik. Dördüncü günün sabahı büroma geldim. O kadar büyük yorgunluktan sonra evime gidip dinlenmek hakkım idi. Ama, gündüz mesai saatleri içinde eve gidip dinlenmek, bana suçluluk duygusu hissettirdi, gitmek istemedim.
Öyle fazla mesai gibi bu gün için en doğal görünen haklar o zamanlar bizim için olağan değildi. Görevini başarı ile yapmanın, büyük bir problemi çözmenin mutluluğu bana yorgunluğumu hissettirmedi. Şikayet etmedim...
22 yaşımda evlendim. Omuzlarıma bir de evlenme yükü bindi. Sızlanmadım...
Gün geldi, uzun seneler sonrası eğitim alanına geçtim. Bir zamanlar mezun olduğum meslek lisesine meslek dersleri öğretmeni olarak atandım. Deneyim ve birikimlerim ile yeni teknisyen gençler yetiştirdim. Epeyce bir mezun verdikten sonra yurdun çeşitli yerlerinde çalışan öğrencilerimi ziyaret etmek aklıma geldi.
Bakalım yetiştirdiğim gençler ne alemde idi. Yetiştirdiğim ve sorumluluk alanlarına yeni yeni girmekte olan öğrencilerimde bir şikayet, bir tafra. Sanki bütün devletin işini onlar yüklenmiş ve bu yükün altında kalmışlar, inim inim inliyorlar, zavallılar...
Evet şimdiki gençler çok dayanıksız...
Sorumluluk almak istemiyorlar...
Yüke girmek istemiyorlar...
Eşimle evliliğimizin 45. yılını yaşıyoruz. Evliliğimizin ilk yıllarında sarsıntı geçirmedik mi ? Tabii geçirdik. Ama ayrılmak, hele boşanmak aklımıza gelmedi. Şimdilerde ise, TV kanallarının evlilik programlarında izliyoruz. Oldukça genç hanımlar, beyler bir veya birkaç defa evlenmiş, boşanmış. Evliliklerden arda kalan birkaç çocuk. Olan çocuklara oluyor...
İşin ilginci tüm bu hayat yüklerine ve oluşan aksaklıklara rağmen biz eski nesil hiç bunalıma girmedik..
Kısacası şimdiki genç nesil bizim yükümüzün onda birini dahi yüklenmeden pes ediyorlar.
Dayanma güçleri yok.
Sabırları yok.
Hayata bir-sıfır yenik başlıyorlar.
Yani şimdiki gençler çok dayanaksız !...
| Takip et: @EgitimHaberim | Tweetle |
|
|
|
|
|
|
|
|
Eğitim Haberim Google+ (Google Plus) Sayfası Açıldı. |
|
|
|
Rehber Öğretmenlere Özel Google+ Sayfasına Katıl! |
|
|
Bu içeriğe yorum yapan ilk siz olun!